“Joko’nun Ölüp Ölüp Dirilişi”

“Joko’nun Ölüp Ölüp Dirilişi”

Yolcu Tiyatro’dan Kanlı Bir Dijital Gösteri:

Tiyatro sanatçısı Atilla Alpar bir sohbetimizde, Türk tiyatrosuyla Batı tiyatrosu arasındaki farktan söz etmişti. Türk tiyatrosunun daha çok anlatımcı tarzda, Batı tiyatrosunun ise göstermeci ve içsel anlamda psikolojik göstergelerle de ilerlediğine dair bir vurgu yaptı. Bu minvalde, neden Türk tiyatrosunun gerek yazım, gerek gösterim anlamında cılız olduğu bir kez daha ortaya çıktı. 

O yüzden, gerek güzel sanatlar fakültelerinde, gerek sahne verirken, gerek oyun çıkarırken başvurulan kaynaklar genelde hep batı referanslıdır. Türk tiyatrosundaki oyunlar alt metin bağlamında çok güçlü eserler değillerdir. Ki, hem partiküler olanı yakalayıp, toplumsal anlamda bir katharsis sağlasın, hem de evrensel düzlemde dünyaya bir şey söylesin. Bu yüzden, Türk tiyatrosunda oyun merkezli bakıştan öte, sosyoloji merkezli bir bakış vardır. Oyunlar dönemlerden bağımsız okunamaz ve değerlendirilemez. Karakterlerin çoğu birbirleriyle benzerdir. Tiyatro bu ülkede ileriye değil, geriye giden bir olgudur. Sürekli ölen oyuncular (ki, yaş ortalamaları da hayli yüksektir) anılır. Burası bir ölüler mezarlığıdır. Mezarın üstünde oynanan her oyun birbirini çağrıştırır. Yeni bir yorum, deneysellik, kavramsal derinlik aramak samanlıkta iğne aramaya benzer. Dolayısıyla, izlediğiniz oyunların birçoğu aklınızda yer etmez yahut onları parça parça anımsarsınız (ışık, tasarım, oyunculuk, müzik vd.)… Total bir katharsis yaşanması zordur. 

Oyunculuk deyince; metinlerin zayıflığı, televizyonlardan ya da internetten bilinen oyuncularla parlatıldıkça, Türk tiyatrosu tam bir şov ortamına döner, sirk gibi. Nitelikli, her yönüyle sizi doyuracak, hele bir de yerli olacak bir oyun izlemenizin olasılığı hayli düşüktür. Bunun sıkıntısını çoğu tiyatronun yaşadığı kanaatindeyiz. Çünkü, maalesef seyirciler de, popüler edebiyat eserlerinden uyarlama olmayan, yazarının adı bilinmeyen hiçbir oyuna rağbet göstermez. Sonuçta, oyun çıkarmak da öncelikle para ve bilet satma işi olduğundan mütevellit, burada da yerli olana bir kez daha darbe indirir yerli seyirci. 

Tüm bu karmaşa atmosferi içinde, fazla yerli oyun sergileyemeseler de, yine de tiyatro adına önemli atılımlarda bulunan yapılanmalar da mevcut… İstanbul’da Ersin Umut Güler’in ekseninde kurulan ‘Yolcu Tiyatro’ bu anlamda önemli bir boşluğu dolduruyor. Şüphesiz ki, tiyatronun İstanbul merkezinde kalması ve Türkiye çapında birçok alana yayılamaması da bizi üzüyor. Bu ülkenin sanatsal anlamda ne zaman bir devrim gerçekleştireceği de kör bir umut şeklinde zihni meşgul ediyor. ‘Yolcu Tiyatro’yla ‘Joko’nun Doğum Günü’ adlı oyun vasıtasıyla fiilen tanıştım. Güler’in yönetmenliğinde gelişen oyun, hareket ağırlıklı gittiği, fiziksel birtakım göstergelerle ilerlediği için hayli dikkat çekiciydi. Kendi sayfalarında belirttiklerine göre, bu oyunda ‘mapping’ teknolojisini de kullanmışlardı.

‘Joko’nun Doğum Günü’nde ilk olarak geniş bir ekranla karşılaşılıyordu. Orada animasyon, çizim teknikleriyle, daha çok sokakların gösterildiği, bahsi geçen ‘mapping’ teknolojisi bütün ihtişamıyla görülüyordu. Ekranın önünde tüm oyuncular fiziksel tavırlar sergileyerek, birbirleriyle etkileşime giriyorlardı. Başlangıçta herhangi bir replik yoktu. Böylesi bir fizikselliğin ve görselliğin ön planda olması, 21. yüzyıl tiyatrosu mahiyetinde önem taşıyordu. Çünkü, günümüzde de ilişkilerin çapraşıklığı, eleştirdiğimiz birçok kişiyle bir arada bulunma zorunluluğumuz, her şeyin tezatını da kendi içimizde taşıdığımız göz önüne alınırsa; keskin sınırların artık bir öneminin kalmadığı görülecektir. Şüphesiz ki, Joko tek boyutlu bir karakterdi ki; Roland Topor onu absürt bir forma büründürerek, sistem eleştirisi yaparak parodiye olanak sağlar. Bu yönüyle Joko, Jaroslav Hasek’in Şvayk karakterini de anımsatmaktadır. Her ne kadar Şvayk daha nüktedan görünse de, yine sistem eleştirisinin içinde sembolik bir figür olarak, o da Joko gibi tek boyutludur.

‘Yolcu Tiyatro’ ekibi, bugün de bilhassa dijital dünyayla beraber gelen tek boyutluluğu (paradoksal olarak da çok boyutluluk) oyun metnindeki misali prototip şeklinde aktarmayı denemiştir. Olaylar gerek mesleki durumlar, gerek cinsiyet farkları ve karşılaştırmaları, gerek fizyolojik farklılıklar üstünden gitmiştir. 

Yaşadığımız dünyada, herkesin birbirine benzediğini, bir o kadar da farklı olduğunu, artık hiçbir şeyin diğerinden net biçimde ayıklanamadığını da öngörürsek, ‘Joko’nun Doğum Günü’ adlı oyunun gerekliliği bir kez daha ortaya çıkar. Joko’nun ve diğer işçilerin sırtlarına atlayan vamp kadın Wanda, yine ona eşlik eden Doktor ve Şişman Adam, yedi ölümcül günahın da temsilcisi sayılırlar. Bu günahlar; kibir, açgözlülük, şehvet, kıskançlık, oburluk, öfke ve tembelliktir. ‘Yolcu Tiyatro’nun sahnelediği yorumda, bu günahlardan kibir, açgözlülük, şehvet, oburluk ve öfke üstüne sembolik nesnelerle de yoğunlaşılmıştır. Oyun, püriten ahlakın katı gerçekçiliğini de ortaya serer. Kapitalizm parayı ön plana çıkardığı için, her koşulda çalışmak, gerekirse sırtında insan taşımak bile gerekli hale gelir. Su deposu sorumlusu Bay Baptista artık vaizi bu kapital sistem üstünden vermekte ve dini de bir şekilde seküler dünya düzenine alet etmektedir. Her nasıl olursa olsun, çalışan kazanır! 

Oyun metninde Sir Barnett’le Joko’nun birbirine yapıştığı bölüm, ‘Yolcu Tiyatro’nun yorumunda bulunmamaktadır. Metinde Amica da sırtında birini taşıyıp, bu düzene ayak uydururken; yorumda genç kız evden fazla çıkmayan, annesine yardım eden saf biri şeklinde lanse edilmiştir. Belki, bir kadın oyuncunun bir erkek oyuncuyu sırtında taşıması büyük efor istediğinden ve oyunculuk/reji bağlamında zorluk yaşanacağından bu bölüm kullanılmamıştır. Lakin, oyunun en önemli alt metinlerinden birine yataklık teşkil eden, bir genç kızın/Amica’nın bir profesörü (Krank) sırtında taşıması es geçilmemeliydi diye düşünüyorum. Nitekim, bir kadının bir adamı sırtında taşıması orantısız güce vurgu yaptığı gibi; özellikle sanayileşme döneminde Avrupa’nın genç kadınlara, çocuklara uyguladığı sert yaptırımları da yansıtmak anlamında görülebilirdi. Bu da önemli bir eleştirel noktayı sahnelere getirip, oyunu speküle etmeye yarayabilirdi.  

Yönetmenliğini Ersin Umut Güler’in yaptığı ‘Joko’nun Doğum Günü’ günümüzün narsist insanlarına da vurgu yapmak adına, karakterleri oldukça itici (!) şekilde işlemiş. Bu itici çekicilik, aslında haksız olan karakterlerin dünyayı ele geçirişleri; gerek iftiralarıyla, gerek abartmalarıyla, gerek hırslarıyla ortama hakim olmalarına yol açan çarpık bir algı da meydana getiriyor. Söz gelimi, herkesle cinsel münasebete giren, oldukça vahşi bir kadın olan Wanda, Joko’dan hamile kaldığını iddia etmiştir. Çocuğun babasının o olduğunda ısrar ettiğinde, her ne yalan söylerse söylesin kongredekiler tarafından kabul görmüştür söyledikleri. Bunun paradoksal karşılığında da anne bağımlısı olan Joko, narsist bir kişinin ezebileceği sinik, kendi hayatını kuramamış bir kurban olarak karşımıza çıkmaktadır. 

Nitekim, günümüzde gitgide artış gösteren bir olgu narsizm… Narsistler, çevrelerindeki insanları birer nesne gibi algılamaya başlayarak, onları yalnızca kendilerine hizmet edecekleri şekilde kullanıyorlar. Bu oyunda da, narsizm gerek Wanda, gerek diğer kongreciler üstünden açıkça görülebiliyor. Yalan, kaba kuvvet, insan kullanma, dengesiz hareketler, ses yükseltme, kavga çıkarma, olumsuz tavırlar sergileme misali birçok negatif özellik buradaki karakterlerde görülüyor. Oyunda birçok anlam katmanı da sezilebiliyor. Örneğin, metinde On yedinci Bölüm’de Pozzi adeta bir Commedia dell’ARte karakteri gibi, Joko’nun ifadelerini sürekli yanlış anlamlara çeviriyor. Keza, diğer kongre üyeleri de aynı şeyi yapıyorlar. (‘‘Emindim denmez. Kepindim denir, budala!’’) 

Dilin işlevinin böylesi anlam değiştirmesi, sahnede bir Kral Übü varmışçasına da derin bir absürtlük taşıyor. Joko’ya Hıristiyan mitlerinden baktığımızdaysa, bu sefer de İsa’yı çarmıha germek üzere yakalayan Romalı askerler gözümüzün önüne geliyor. Fakat, Güler bu alt metinlerin hiçbirine bire bir, aleni bir vurgu yapmıyor. Şüphesiz ki, oyunun kendi doğası Hıristiyan ahlakının bir eleştirisi olduğu için, Joko’nun İsa’yla benzerliği de göze çarpıyor. 

‘Yolcu Tiyatro’nun yorumuna göre, Joko’nun kız kardeşi Amica’nın kongre üyelerince parça parça edildiği sahne ‘mapping’ teknolojisi eşliğinde bir animasyon şeklinde ekrana yansıtılıyor. Sahnede gerçek oyuncular varken, ekranda çizgi eller, çizgi kollar, çizgi bacaklar havalarda uçuşuyor, dijital kan ekrana sıçrıyor. Böylelikle, bu devasa ekranla birlikte büyük bir yabancılaşma da sağlanıyor. Oyunun sonunda Anne’nin kongrecileri doğramasıyla beraber, Joko da beyaz bir iç çamaşırıyla kalarak adeta öldürülen İsa’yı andırıyor. Metindeki Baba karakteri, bu yorumda sahnede asla görünmüyor. Karakterlerin Joko’yu rahat bırakmayan seslerinin etrafı sarmasıyla perde kapanıyor. 

Kongrecilerin Joko’nun içine sızmaları, kemiklerini ele geçirmeleri ve ‘‘Otelimiz Concordia, bundan sonra sen olacaksın!’’ demeleri ise, adeta salgın hastalıkların baş gösterdiği 21. yüzyılda, virüslerin ve mikropların konaklama merkezleri olan beden algısına vurgu yapıyor. 

NESLİHAN YALMAN
Sosyal Medyada Paylaşın:

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

  • Koç
  • Boğa
  • İkizler
  • Yengeç
  • Aslan
  • Başak
  • Terazi
  • Akrep
  • Yay
  • Oğlak
  • Kova
  • Balık
KOÇ BURCU YORUMU

Bugün enerjiniz yüksek olacak ve hedeflerinize odaklanmakta zorlanmayacaksınız. İletişim becerilerinizle etrafınızdaki insanları etkilemeyi başaracaksınız. Kendinize olan güveniniz artacak ve cesaretinizi kullanarak yeni fırsatlara adım atabilirsiniz. Önemsiz ayrıntılara takılmadan büyük resme odaklanmanız gerekebilir. Aşk hayatınızda ise romantik ve tutkulu bir gün geçirebilirsiniz.

BOĞA BURCU YORUMU

Bugün duygularınızı daha iyi anlayacak ve ifade edecek bir enerjiye sahip olabilirsiniz. Romantik ilişkilerde derin duyguların paylaşımı için uygun bir gün olabilir. Ancak, sabit fikirli olmaktan kaçının ve esnek davranmaya çalışın. İş hayatında ise sorumluluklarınızı hatırlamanız ve üzerine düşen işleri planlı bir şekilde tamamlamanız gerekebilir. Sağlık konusunda ise yediklerinize ve içtiklerinize dikkat etmenizde fayda var.

İKİZLER BURCU YORUMU
YENGEÇ BURCU YORUMU

Merhaba! Bugün duygusal anlamda biraz dalgalanmalar yaşayabilirsiniz. İçsel dünyanıza dönüp, duygularınızı ve ihtiyaçlarınızı net bir şekilde belirlemekte fayda var. Sevdiklerinizle daha fazla iletişim kurarak anlayış ve destek bulabilirsiniz. Sağlığınıza dikkat etmek ve stres faktörlerinden uzak durmaya çalışmak da bugün önemli olacaktır. Hayatınızda olumlu değişiklikler yapmak için cesur adımlar atmaktan çekinmeyin. Umarım güzel bir gün geçirirsiniz!

ASLAN BURCU YORUMU

Bugün, gündelik hayatınızda planlarınızı gerçekleştirmek için motive olacaksınız. Kararlı ve karizmatik tavırlarınızla çevrenizde olumlu etkiler yaratacaksınız. Yakın çevrenizdeki insanların size olan desteği sizi motive edecek. Aşk hayatınızda tutkulu ve romantik bir gün geçirebilirsiniz. Olumlu düşüncelerinizle enerjinizi yüksek tutmaya devam edin.

BAŞAK BURCU YORUMU

Bugün dikkatinizi detaylara odaklayın ve disiplinli bir şekilde işlerinizi halledin. Zihniniz hızlı çalışacak, fakat aynı zamanda dikkatinizi dağıtabilecek şeyler olabilir. İletişimde açık olmaya özen gösterin ve karşınızdakilerle anlaşmaya çalışın. Planlı ve düzenli hareket ettiğiniz sürece başarıya daha hızlı ulaşabilirsiniz. Duygusal anlamda ise kendinize zaman ayırarak içsel dengeyi sağlamaya öncelik vermelisiniz.

TERAZİ BURCU YORUMU

Tabii ki! Bugün, Terazi burcu için ilişkilerinizde denge ve uyum arayışınızı artırabilirsiniz. Başkalarıyla iletişiminizi dengede tutmaya özen göstermek ve anlayışlı olmak önemli olacak. Kararlarınızı verirken mantıklı düşünmeye ve diğerlerinin fikirlerini de önemsemeye dikkat etmeniz gerekebilir. Aşk hayatınızda ise romantik ve duygusal bir gün sizi bekliyor olabilir. Partnerinizle aranızdaki bağları güçlendirmek için zaman ayırmak keyifli olabilir.

AKREP BURCU YORUMU

Merhaba! Bugün duygusal olarak derin düşüncelere dalabilirsiniz. Kendinizi ve ilişkilerinizi gözden geçirmek isteyebilirsiniz. İçsel huzurunuzu sağlamak için meditasyon veya yoga gibi rahatlatıcı aktivitelere vakit ayırmanız faydalı olabilir. İletişimde hassas olmaya çalışın ve anlayışlı bir tutum sergileyin. Bugün çatışmalardan kaçınmak için sabırlı ve esnek olmanız önem taşıyor. Umarım gününüz güzel geçer!

YAY BURCU YORUMU

Arkadaşlarınıza ve aile üyelerinize ne planladığınızı ve nereye gittiğinizi bildirin, ardından onları geziye katılmaya davet edin. Bugünün Venüs-Mars bağlantısı, diğer insanları planlarınıza dahil ederek bazı ciddi liyakat puanları kazanabileceğiniz anlamına gelir.

OĞLAK BURCU YORUMU

Tabii ki! Bugün, Oğlak burçları için kariyer konusunda önemli bir gün olabilir. Kendinizi iş projelerine adamanız veya profesyonel hedeflerinize odaklanmanız gerekebilir. Öz disipline, sabırlı ve kararlı olmanız, bugünün getirdiği fırsatları en iyi şekilde değerlendirmenize yardımcı olacaktır. Aynı zamanda, ilişkilerinizde daha anlayışlı ve sabırlı olmanız gerekebilir. İletişimde açık ve net olmaya özen göstermelisiniz. Sonuç olarak, bugün, hedeflerinize odaklanarak verimli bir gün geçirebilirsiniz.

KOVA BURCU YORUMU

Bugünün Venüs-Mars bağlantısı, haritanızın en dinamik iki açısını kesiyor, bu nedenle yaratıcı bir çabada başarılı olmak istiyorsanız, şimdi ona en iyi şansı vermenin tam zamanı. İnsanların fikirlerinize ne kadar açık olduklarına şaşırabilirsiniz.

BALIK BURCU YORUMU

Bugün duygusal olarak daha hassas olabilirsiniz. İnsanlarla iletişimdeki inceliğiniz sayesinde yanınızdakilere destek olabilir, onları rahatlatabilirsiniz. Ancak, kendi duygusal ihtiyaçlarınızı da göz ardı etmemelisiniz. İçsel dengeye odaklanmak ve kendinize zaman ayırmak için fırsatlar yaratın. Enerjinizi doğru yönlendirmek, hobilerinize zaman ayırmak veya rahatlama teknikleri kullanmak size iyi gelecektir. Kendinizi yeniden motive etmek için yapıcı düşüncelere odaklanın ve geleceğe umutla bakın.

  • ÇOK OKUNAN
  • YENİ
  • YORUM
Janoska Ensemble: Müziğin Sınırlarını Aşan Yaratıcı Bir Yolculuk Müzik dünyasında yeni ufuklar keşfeden ve sınırları zorlayan Janoska Ensemble, 28 Nisan Pazar günü saat 19:00’da Ankara Devlet Konservatuvarı Konser Salonu’nda unutulmaz bir performansa imza atacak. A A A Güven BaykanYayınlanma: 14.04.2024 – 12:17Güncelleme: 14.04.2024 – 12:17 Janoska Ensemble: Müziğin Sınırlarını Aşan Yaratıcı Bir Yolculuk Abone Olgoogle-news Play Video Müzik dünyasında yeni ufuklar keşfeden ve sınırları zorlayan Janoska Ensemble, 28 Nisan Pazar günü saat 19:00’da Ankara Devlet Konservatuvarı Konser Salonu’nda unutulmaz bir performansa imza atacak. Deutsche Grammophon etiketiyle 2016 yılında yayınladıkları “Janoska Style” albümüyle altın plak ödülü kazanan topluluk, dinleyicilere benzersiz bir deneyim sunmaya hazırlanıyor. Kemanda Ondrej ve Roman Janoska ile piyanoda František Jan’ın sahne alacağı bu muhteşem konserde, aileleri tarafından altı nesildir aktif müzisyenlik geleneği sürdüren sanatçılar, özgün tarzlarıyla dinleyicileri büyüleyecek. Janoska Ensemble, klasik müziğin zarafetini ve tutkusunu modern füzyon ve crossover yaklaşımlarıyla harmanlayarak benzersiz bir müzikal deneyim sunuyor. Üyelerinin birinci sınıf klasik müzik eğitimi ve ödüllü bireysel başarılarıyla donanmış olmaları, onları müzik dünyasının zirvesine taşıyor. Bu unutulmaz geceye tanıklık etmek ve Janoska Ensemble’ın büyüleyici performansını dinlemek için yerinizi şimdiden ayırmayı unutmayın! Ankara Devlet Konservatuvarı Konser Salonu’nda gerçekleşecek olan Janoska Ensemble konseri, sadece müziğin tadını çıkarmakla kalmayacak, aynı zamanda geleceğin müzisyenlerine destek olacak. Konserden elde edilecek olan gelir, konservatuvar öğrencilerine burs olarak aktarılacak.

Janoska Ensemble: Müziğin Sınırlarını Aşan Yaratıcı Bir Yolculuk Müzik dünyasında yeni ufuklar keşfeden ve sınırları zorlayan Janoska Ensemble, 28 Nisan Pazar günü saat 19:00’da Ankara Devlet Konservatuvarı Konser Salonu’nda unutulmaz bir performansa imza atacak. A A A Güven BaykanYayınlanma: 14.04.2024 – 12:17Güncelleme: 14.04.2024 – 12:17 Janoska Ensemble: Müziğin Sınırlarını Aşan Yaratıcı Bir Yolculuk Abone Olgoogle-news Play Video Müzik dünyasında yeni ufuklar keşfeden ve sınırları zorlayan Janoska Ensemble, 28 Nisan Pazar günü saat 19:00’da Ankara Devlet Konservatuvarı Konser Salonu’nda unutulmaz bir performansa imza atacak. Deutsche Grammophon etiketiyle 2016 yılında yayınladıkları “Janoska Style” albümüyle altın plak ödülü kazanan topluluk, dinleyicilere benzersiz bir deneyim sunmaya hazırlanıyor. Kemanda Ondrej ve Roman Janoska ile piyanoda František Jan’ın sahne alacağı bu muhteşem konserde, aileleri tarafından altı nesildir aktif müzisyenlik geleneği sürdüren sanatçılar, özgün tarzlarıyla dinleyicileri büyüleyecek. Janoska Ensemble, klasik müziğin zarafetini ve tutkusunu modern füzyon ve crossover yaklaşımlarıyla harmanlayarak benzersiz bir müzikal deneyim sunuyor. Üyelerinin birinci sınıf klasik müzik eğitimi ve ödüllü bireysel başarılarıyla donanmış olmaları, onları müzik dünyasının zirvesine taşıyor. Bu unutulmaz geceye tanıklık etmek ve Janoska Ensemble’ın büyüleyici performansını dinlemek için yerinizi şimdiden ayırmayı unutmayın! Ankara Devlet Konservatuvarı Konser Salonu’nda gerçekleşecek olan Janoska Ensemble konseri, sadece müziğin tadını çıkarmakla kalmayacak, aynı zamanda geleceğin müzisyenlerine destek olacak. Konserden elde edilecek olan gelir, konservatuvar öğrencilerine burs olarak aktarılacak.

Nisan 14, 2024, Yorum yok Janoska Ensemble: Müziğin Sınırlarını Aşan Yaratıcı Bir Yolculuk Müzik dünyasında yeni ufuklar keşfeden ve sınırları zorlayan Janoska Ensemble, 28 Nisan Pazar günü saat 19:00’da Ankara Devlet Konservatuvarı Konser Salonu’nda unutulmaz bir performansa imza atacak. A A A Güven BaykanYayınlanma: 14.04.2024 – 12:17Güncelleme: 14.04.2024 – 12:17 Janoska Ensemble: Müziğin Sınırlarını Aşan Yaratıcı Bir Yolculuk Abone Olgoogle-news Play Video Müzik dünyasında yeni ufuklar keşfeden ve sınırları zorlayan Janoska Ensemble, 28 Nisan Pazar günü saat 19:00’da Ankara Devlet Konservatuvarı Konser Salonu’nda unutulmaz bir performansa imza atacak. Deutsche Grammophon etiketiyle 2016 yılında yayınladıkları “Janoska Style” albümüyle altın plak ödülü kazanan topluluk, dinleyicilere benzersiz bir deneyim sunmaya hazırlanıyor. Kemanda Ondrej ve Roman Janoska ile piyanoda František Jan’ın sahne alacağı bu muhteşem konserde, aileleri tarafından altı nesildir aktif müzisyenlik geleneği sürdüren sanatçılar, özgün tarzlarıyla dinleyicileri büyüleyecek. Janoska Ensemble, klasik müziğin zarafetini ve tutkusunu modern füzyon ve crossover yaklaşımlarıyla harmanlayarak benzersiz bir müzikal deneyim sunuyor. Üyelerinin birinci sınıf klasik müzik eğitimi ve ödüllü bireysel başarılarıyla donanmış olmaları, onları müzik dünyasının zirvesine taşıyor. Bu unutulmaz geceye tanıklık etmek ve Janoska Ensemble’ın büyüleyici performansını dinlemek için yerinizi şimdiden ayırmayı unutmayın! Ankara Devlet Konservatuvarı Konser Salonu’nda gerçekleşecek olan Janoska Ensemble konseri, sadece müziğin tadını çıkarmakla kalmayacak, aynı zamanda geleceğin müzisyenlerine destek olacak. Konserden elde edilecek olan gelir, konservatuvar öğrencilerine burs olarak aktarılacak.