OKUL MÜDÜRÜ ŞOFÖRLERİ İNSAN YERİNE KOYUNCA -III

OKUL MÜDÜRÜ ŞOFÖRLERİ İNSAN YERİNE KOYUNCA -III

Daha önce ilk iki kısmını verdiğim öykünün son kısmını veriyorum:
***
İşte 24 Kasım 2020 Öğretmenler Günü beni ziyarete gelen bu şoförlerden biriydi. Bana, 17 yıl sonra o güzel günleri tekrar hatırlatmıştı. Öğrencileri okula taşırken çocuklarını okutmaya karar vermişti. O okuldan ayrıldıktan sonra da bana sık sık telefon açıyor, çocukları hakkında rehberlik etmemi istiyordu. Elimden geldiği kadar ne yapması hususunda kendisini yönlendiriyordum. Evet, o bu 24 Kasım Öğretmenler Günü’nde bana büyük bir müjdeyle geliyordu: “Hocam bir oğlum, Ankara Üniversitesi, bir oğlum da Eskişehir Osmangazi Üniversitesi’ni kazandı.”
Bunları söylerken mutluluğu gözlerinden okunuyor. İki avucu birbirine bağlı, gözleri yere bakıyor, ayağında şalvarı ve çamurlu ayakkabıları… “ Hocam, biri hemşire olacak, biri de öğretmen olacak.” Masamdan kalkıp yanına oturdum. Elini sıkıp tebrik ettim.
“Seni tebrik ederim. Bir ilki başardın köyünde,” dedim. “Yok hocam diyor, bu başarı sizin. Eğer o gün bize değer verip, o odayı bize hazırlayıp sunmasaydın, ben eğitimin insanı insan yaptığını anlamayacaktım. Ben ki zavallı bir insandım. Tarlam, sigaram, dolmuşum ve iki hayvanımla dünyanın bundan ibaret olduğunu zannediyordum. Bizi insan yerine koyup, bizimle bir baba şefkatiyle ilgilendin. Bunu unutmam mümkün mü? Hele o anlattığın bir hikaye vardı ya ömrümü yeniden yorumlamama sebep olmuştu.
Sadi Şirazi’nin hikayesinden bahsediyordu. Bu hikayede elsiz ayaksız bir tilki, aslanın yediği avının artıklarıyla hayatta kalıyor. Bunu gören bir derviş işini gücünü bırakmış, Allah’ın gaipten rızk yollayacağını umarak beklemeye başlamış. Ne elalem, ne eş dost; kimseler arayıp sormayınca; çok geçmeden çenk gibi bir deri bir kemik kalmış. Çaresizlikten sabrı da idraki de tek tek tükenmiş.
Derken uzlete çekildiği mescidin mihrabından kulağına sesler gelmiş; “Hey miskin tembel adam! Tilki gibi elsiz ayaksız düşünme kendini. Bilakis yırtıcı aslan ol ve öyle çalış ki aslan gibi senden başkalarına bir şeyler kalsın. Neden tilkiye benzeyip artıklarla doyacaksın ki? Aslan gibi yeleleri gür ve ensesi kalın olan insan, tilki gibi düşkünleşip yemeğini başkasından beklerse, köpekler bile ondan üstün olur. Hadi durma, çalış, çabala, hem ye, hem yedir. Başkalarının artığına göz dikme. Aksine dercesine çalış, yorul, zahmet çek, başkalarını rahata eriştir. Alçaklar gibi başkalarının el emeğine göz dikme.”
Bu hikayeyi yıllar önce bir kış günü sobanın önünde kendilerine “Gülistan” adlı bir kitaptan okumuştum. Meğer unutmamış bu kardeşimiz. Bunu kendine düstur edinmiş ve herkese yardımcı olmaya çalışmış.
“Hocam bugün benim köyümde ilk kez iki kardeş birlikte bir üniversiteye yerleşiyorsa o sıcak oda ve sıcak çayın kerametidir. O güzel oda da bize okuduğun o hikayeleri her oturduğum yerde hala anlatıyorum. Her köy odasında sigaranın zararlarını anlattım. Benim için o oda bir okuldu. Bu yüzden de size bunları söylemek için bu özel günü seçtim,” dedi. Birlikte sustuk belli bir süre.
Doğan Hocam, insanın yaptıklarının gerçekten işe yaradığını görmek insana insanlığını yeniden hatırlatıyor. Oysa yaptıklarımı herkes yapabilir ve nice insanlar yetişebilirdi… Demek ki gönüllere dokununca istediğiniz her şey oluyor…
***
Evet, değerli okurlarım. Bir can bir cana dokununca yaşam muhteşem bir yolculuğa dönüşüyor. Bu okul müdürümüzü yürekten kutluyor ve bana yazdığı için kendisine teşekkür ediyorum. Bir okul müdürünün muhteşem gizil gücünü bize göstermiş oldu. Sizlere de okuduğunuz için teşekkür ederim; selamlar.
Sosyal Medyada Paylaşın:

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

Bugün herhangi bir hamle yapmadan önce, risklerin potansiyel ödüllere değip değmediğini kendinize sormalısınız. Bu, biraz geri çekilmenin ve diğer insanların koşmasına izin vermenin daha akıllıca olduğu durumlardan biri olabilir. Hatalarından ders alın.

YAZARLAR / Tümü