Abidin Müslüm Baysal’dan ‘Zaman mı? Mekân mı?’ sergisi

Abidin Müslüm Baysal’dan ‘Zaman mı? Mekân mı?’ sergisi

Sanatçı Abidin Müslüm Baysal’ın dijital sergisi “Zaman mı? Mekân mı? 31 Mart’a kadar görülebiliyor.

Abidin Müslüm Baysal'dan 'Zaman mı? Mekân mı?' sergisi

lSanatçı Abidin Müslüm Baysal’ın dijital sergisi “Zaman mı? Mekân mı?” lebriz.com internet sitesinin güncel sergiler bölümünde izlenebiliyor. Sergi, 31 Mart’a kadar açık olacak.

Baysal sergisini şu sözlerle anlatıyor:

“Zihin felsefesinin en önemli isimlerinden biri olan Descartes, “düşünüyorum öyleyse varım derken”, varlığının ispatını, beyninin zihinsel fonksiyonuna dayandırıyordu. Çünkü ona göre, algıladığımız şeyler, biz onları algılayabildiğimiz için vardı ve bunun kararını düşüncelerimiz veriyordu. Ama algılar, kişiden kişiye göre değişebiliyordu. Öyleyse algılarımız, Descartes’e göre “kötücül bir cin” tarafından çarpıtılıp, bizim düşüncelerimizi manipüle etmeye mi yarıyordu. Yani algılarımız görünmez bir el tarafından mı yönetiliyordu?

Varlığın, varlığı, sadece zihin üzerinden anlaşılabilir bir şeyse, o zaman, zamanda, mekânda bir yanılsamadan başka bir şey olmayabilirdi. Dolayısıyla, insan aslında, zamansız ve mekânsız kendinde bir varlık olarak mı vardı. Dış gerçeklikten, duyuları yoluyla elde ettiği izlenimlerini, kendi sübjektif değerlendirme mekanizmasının, süzgecinden geçiren birey için, zaman ve mekân, kendi yaşamsal varoluşunun gerçeklik kazanmasının, zeminini oluşturmaktan öte bir şey değil miydi? Algıladığımızı varsaydığımız her şey, sadece zihnimizin ürettiği imajlardan mı ibaretti?

İnsanoğlunun, zihnini en çok meşgul eden, kadim sorulardan biride, önce zaman mı vardı, yoksa mekân mı? Bu sorunun cevabı, bireyler için her çağda özel bir anlam ifade etmekteydi. Çünkü bu soruya vereceğiniz cevap, sizin hayat için deki fikri pozisyonunuzu ve onun uzantısı olan hayat pratiğiniz ile birlikte imgelem dünyanızı belirliyordu.

Modernizmin doğuşuyla yeni bir evrenin içine çekilen insanoğlu için, imajların niceliği artmaya başlamıştı. Ve bu artış, sanki paralel bir şekilde zamanın akışını da hızlandırmıştı.

Ulaşım ve iletişim teknolojilerinin, baş döndürücü bir hızda geliştiği ve internetin keşfedildiği 20. Yüzyılın üçüncü çeyreğine kadar, insanların çok büyük çoğunluğu, ömürlerini başka bir coğrafya görmeden, doğdukları köy, kasaba veya şehirde tamamlıyorlardı. Dolayısıyla sınırlı bir imajlar dünyasının içinde, bu insanlar için, mekân, içinden geçtikleri tek düze zamansal akışta, dekor oluşturmaktan öte bir anlam taşımamaktaydı. Zaman ve mekânın iç içe geçmiş, senkronize olmuş bütünlük hali, bireyi, kişisel hayatında sürprizlere kapalı, neredeyse devinimsiz denebilecek bir oluşun içinde yaşatmaktaydı. İnsanlar, henüz tüketim histerisinin kurbanı olabilecekleri, imajların hâkimiyetinde ki bir ekonomik toplumsal düzen içinde yaşamıyorlardı.

Sınırsız tüketme güdüsünü, tüm topluma aşılamayı, merkez düşünce haline getirmiş olan yeni kapitalist anlayışın, gerçekleştirdiği internet devrimiyle birlikte, yaşanan toplumsal değişim ve dönüşüm, bireyi, sosyo psikolojik olarak, dijital kültürün nesnesi haline getirmişti. Tüketim toplumunun devamı açısından, imajlar, insanı, kendi gerçekliğini göremeyeceği kadar büyük bir ilizyonun içine doğru yönlendirmek için kullanılmıştı. Ve böylece her yönümüz imajlar tarafından kuşatılmış oldu. Bu imaj bombardımanı içinde birey, önce kendine ve sonrasında doğaya karşı yabancılaşmıştı. İnternet aracılığıyla, cep telefonları ve bilgisayarlarımız üzerinden, başta youtube olmak tüm sosyal medya uygulamaları bireyi “gerçeklik sonrası” diye tanımlanan yeni bir sanal gerçekliğin parçaları haline getirtmişti. Geliştirilen “arttırılmış gerçeklik” teknolojisi ile insanlar artık oturdukları yerden hiç kalkmadan, istedikleri her yere gidebilecek, istedikleri her şeyi sanal olarak deneyebileceklerdi. “Matrix” bir nevi gerçeklik kazanmaktaydı. Önümüzde ki dönemlerde İnsan bedenine yapılacak dijital müdahalelerle, insanlık, sanki “Trans Hümanizm” çağı olarak isimlendirilen geleceğe hazırlanmaktaydı. George Orwel’ın 1984 Romanı, dijital teknolojinin sayesinde, insanların rızası da yaratılarak bir şekilde gerçekleşmekteydi. İnsanların, tüketmeye en çok ihtiyaç duyduğu şeyler, artık dijital dünyanın sunduğu uygulamalar olmuştu. Çünkü dijital dünya, gerçekliğin yarattığı kaygıdan, uzaklaşmamızı sağlayacak yegâne çıkış yolu olarak bilinçaltlarımıza zerk edilmişti.

Günümüzde, insanoğlu, kendi zihnine, artık geri dönüşü pek de mümkün olmayan tuzaklar kurarak, gerçeklik duygusunu tamamen kurgusal bir hale getirmiştir. Bireyler, artık kendine yabancılaşmanın tarihini, geri dönüşü olmayacak şekilde yeniden yazan bir varoluş içine hapsolmuştur.

Zaman ve mekân artık gerçek temsiliyetlerinin ötesinde, sanal bir temsille, dijital bir ilüzyonun fonunu oluşturmaya başlamışlardır. Sürekli kendini tekrar eden ve böylelikle bireyin psikolojisini manipüle eden imajlar, zamanı ve mekânı baypas edip kendi sanal gerçekliklerini, gerçekliğin yerine ikame etmeye başlamışlardır. Ve bunu gerçekleştirme görevi, insani duyarlılıklardan yoksun, belli bir amaca hizmet etmesi için tasarlanmış “yapay zekâlara” verilmiştir. Platon’un mağara alegorisinde olduğu gibi, insanların sanal zincirlerle, önlerinde köle oldukları, ekranlar ve oradan sürekli olarak akmakta olan imajlar gerçekliğin yerini almıştır. Böylece 21.yüzyılda, dijital çağın “Kötücül Cin’leri” yapay zekâlar olmuştur.

Tüm olup, bitenlerin ışığında, gerçekliğe ve algılarımıza, sanatın penceresinden baktığımda ise bu durumu nasıl resmedebilirim diye düşündüm ve kendime şu soruyu sordum;

“Zamanın ve mekânın temsilini plastik olarak renklere versek ve renkleri, zamanın ve mekânın plastik temsili göreviyle kullansak, zihinsel algı ve düşünüş biçimimiz değişmediği sürece, zamanın ve mekânın değişikliğini, renkleri değiştirerek göstermek, gerçekten bizim için bir şey ifade edecek midir veya bir gerçekliğe tekabül edip bu durumu sahicileştirebilecek midir?”

Kendime yöneltmiş olduğum bu soruya, plastik açıdan bir cevap üretebilmek amacıyla, bir dizi serigrafi baskı kurguladım. Tasarladığım resimlerimin, inşası için seçtiğim renkleri, kurgusal plastik imgelemim de zamanı ve mekânı temsil etmeleri amacıyla kullandım. Figürlerin hareketlerini sabit kılarak, zihinsel sabitliklerini sembolize etmek istedim. İmgelemimi, bu şekilde kodlanmış, plastik bir dışavurumla göstererek, zihinsel esaretimize ayna tutmak istedim.

Ayrıca, kullandığım renkleri, gerçeklik algısını bozmak için, formları modle etmeden uyguladım. Böylece üç boyut efekti yaratmadan, zaman- mekân ilişkisini, kavramsal bir durum olarak algılatmak istedim. Beraberinde, renkleri, bu şekilde plastize etmekteki bir diğer amacım ise, insanlığın, zihinsel olarak gerçeklikten kopma halini, iki boyutlu, sabit denilebilecek bir durumun içine, sıkışmış olarak gösterme isteğimdir.

21.yüzyıl insanı için, gerçeklik mi kaybolmuştu? Yoksa insanoğlu, sanal gerçekliğin yaratmış olduğu dijital bir kara delikte mi kaybolmuştu? Ya da her şey bir ilizyonun, gerçeklik olarak kabul ettiğimiz yanılsamalarından mı ibaretti?

Zaman mı? Mekân mı? Demiştik!

Sosyal Medyada Paylaşın:

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

  • Koç
  • Boğa
  • İkizler
  • Yengeç
  • Aslan
  • Başak
  • Terazi
  • Akrep
  • Yay
  • Oğlak
  • Kova
  • Balık
KOÇ BURCU YORUMU

Sürekli oraya buraya koşmak, sanki çok iş yapıyormuşsunuz gibi hissettirebilir ama değil mi? Bugünün dolunayı sizi, belki de çok fazla şey yapıp yapmadığınızı sormaya başladığınız bir noktaya getirecek. Evet öylesin!

BOĞA BURCU YORUMU

Grafiğinizin para alanındaki kozmik aktivite sizi endişelendiriyor olabilir, ancak finans konusundaki endişeleriniz gerçek mi yoksa hayal mi? Büyük olasılıkla ikincisidir, bu yüzden sahip olmadığınız şeyler için endişelenmeyi bırakın ve daha fazlasını elde etmenin yollarını arayın.

İKİZLER BURCU YORUMU
YENGEÇ BURCU YORUMU

Mutlu olmadığınız bir şey var ve bir süredir aynı şekilde hissediyorsunuz. İnisiyatif almadığınız sürece hiçbir şey değişmeyecek. Bunu, bu konuda olumlu bir şey yaptığın gün yap.

ASLAN BURCU YORUMU

Olayları kontrol etmeye çalışmanın bir anlamı olmadığını henüz anlamadıysanız, günün sonunda anlayacaksınız. Bazen bir Aslan bile arkasına yaslanmalı ve hayatın elinden gelenin en iyisini yapmasına izin vermelidir. En kötüsü, korktuğun kadar kötü olmayacak.

BAŞAK BURCU YORUMU

Bugün hem evde hem de işte son zamanlarda biraz daha az düşüncesiz olmayı dilemenizi sağlayacak bir şey olacak. Başak temkinli bir işarettir, bu yüzden gelecekte harekete geçmeden önce düşünmek için zaman ayıracağınıza dair kendinize söz verin.

TERAZİ BURCU YORUMU

Bir konuda kararını vermiş olabilirsin ama bugünün dolunayı tekrar düşünmen gerekeceğini gösteriyor. Ayrıntılara bir kez daha bakın ve bu sefer önyargılı sonuçlarınızla uyuşmayan gerçeklere ve rakamlara daha açık olun.

AKREP BURCU YORUMU

Bu, yeni bir şeye başlamak için iyi bir zaman değil, özellikle de bu şey büyük miktarda para gerektiriyorsa. Bu paranın bir kısmı başkalarına aitse, elde edilecek karlar olduğu konusundaki iyimserliğinizi paylaşmadıklarını görebilirsiniz.

YAY BURCU YORUMU

Arkadaşlarınıza ve aile üyelerinize ne planladığınızı ve nereye gittiğinizi bildirin, ardından onları geziye katılmaya davet edin. Bugünün Venüs-Mars bağlantısı, diğer insanları planlarınıza dahil ederek bazı ciddi liyakat puanları kazanabileceğiniz anlamına gelir.

OĞLAK BURCU YORUMU

Bir kez daha çok fazla insan için çok fazla şey yapıyorsunuz ve aklı başında kalmak istiyorsanız faaliyetlerinizi azaltmanız gerekiyor. Sizden çok şey bekleyenler, bundan sonra tek başlarına gitmeleri gerektiğini bilsinler ve bunu kastetsinler!

KOVA BURCU YORUMU

Bugünün Venüs-Mars bağlantısı, haritanızın en dinamik iki açısını kesiyor, bu nedenle yaratıcı bir çabada başarılı olmak istiyorsanız, şimdi ona en iyi şansı vermenin tam zamanı. İnsanların fikirlerinize ne kadar açık olduklarına şaşırabilirsiniz.

BALIK BURCU YORUMU

Haftalarca, belki aylarca ertelediğiniz bir karardan artık kaçınılamaz. Ailenizle ve ev hayatınızla ilgili bir sorun, ancak yeni, herkesi memnun etmeye çalışmayan bir yaklaşım benimserseniz çözülecektir.

  • ÇOK OKUNAN
  • YENİ
  • YORUM