Hamile 3 Kadın Oyuncudan, Yerebatan Sarnıcı’nda Tarihi Bir Performans: “Gebe”

Hamile 3 Kadın Oyuncudan, Yerebatan Sarnıcı’nda Tarihi Bir Performans: “Gebe”

Dünyada ilk kez! Tarihte hiç yapılmamış bir şeyi yapıyorlar! İnsanın kendini bulduktan sonra türünün devamlılığı içgüdüsüyle yaratımın kendisine neden olan bir şeyi hayata aktarıyorlar… “Gebe” adlı oyunda “gerçekten” hamile üç kadın, tarihte anlatılmamış, kutsallaştırılmasına rağmen hiç bir kaynakta altının çizilmediği bir şeyi, “gebeliği” sahneye taşıyor. Ölüm kadar gerçek. Yaşamın başlangıcı. Dünyanın nefesi ciğerlerimizi yakmadan öncesinde bir kesenin içinde simbiyotik olarak varolduğumuz 9 ay ve… Doğum…  Hamilelik süreci tuhaf, garip… Doğum acı deneyiminin kendisi. Katharsislerin en üst seviyelerinden biri. Bu yüzden korkulan ve kendine eşit görmek yerine rakip gören homoerektusun tarihi yeniden yazdığı, belki yok ettiği kaynağın bulunduğu yer. Ana rahmi. Tanrıça kalbi. Tanrı enerjisi ve baba canı, kanı ile ruh bulan bir zaman dilimi. Milyarlarca yıl öncesinden gelen atom altı parçacıklarının entropi öncesi son birleşimi. Biyolojinin bilince mi, bilincin biyolojiye mi dahil olduğunu asla bilemeyeceğiz… İkisinin arasında ve ötesinde sallanmaya başladığımızda ise en muhteşem patlama gerçekleşecek. Bing bang! Ve bir çığlık duyacağız. Geçmişten yankılanan bu çığlık, yankı yaparak şimdiye gelecek…

Yerebatan Sarnıcı’nın büyülü atmosferine özel tasarlanmış ilk proje olan “Gebe” oyunu, 3 Ekim’de prömiyer yapıyor. Sadece 15 gösterimde seyirci ile buluşacak bu oyunun yapımcısı, proje tasarımcısı ve oyuncusu olan Özlem Öçalmaz ile dostluğumuz meslek hayatımızın başlarında, konservatuara hazırlık sürecinde başladı. O’nun mesleğindeki her aşamaya tanıklık ettim. Her seferinde aynı heyecanı duydum. Çünkü ruhunun merkezinde muhteşem bir ışık, bir güç, bir potansiyel vardı. Ve beni hiç yanıltmadı. Alkışlamaktan gurur duyduğum bir kadındır Özlem Öçalmaz. Yaz tatilinde yanına gittiğimde bana arka arkaya iki haber verdi. 

Önce, ’’Hamileyim’’ dedi. Ve daha ben bu haberin şaşkınlığını üzerimdem atamadan ikinci müjdeyi verdi: ’’Hamilelik üstüne bir kadın oyunu yapacağım! İki gebe oyuncu arkadaşım daha var. Tüm ekip kadınlardan oluşsun istiyorum. Yazar arayışındayım.’” Sonra yolumuz Hatice Meryem ile kesişti. Elimizde bir kitap, kalbimiz kuş gibi titreyerek Hatice Meryem’in en sevdiğimiz cümlelerinin altını çizdik. Hatta bir bölümde o kadar heyecanlandık ki, o sırada “Dünyayı kurtarabilir misiniz?” diye sorsalar, hiç düşünmeden “Evet!” derdik. Projenin metin oluşumu toplantılarından sonra Hatice Meryem oyunu yazdı. Oyundan bahsetmeyeceğim, çünkü mutlaka izlenmesi, kulaklarınızın duyması, ruhunuzun özümsemesi gereken muhteşem bir edebiyat çıktı ortaya. Projenin her saniyesi yeni bir atom parçacığına, yeni bir ışığa “Gebe” olarak geçti. Ekip, kadınlar kabilesine dönüştü. Heyecan her gün arttı. Üstelik bu kadar tılsımlı ve masum bir proje oldu ki, hiç bir aksilik olmadan ilerledi. Şans denilemeyecek kadar mucizevi bir süreç. 

Bu mucizevi süreci oyuncuların gözünden değerlendirmek için, “3 anne ve 3 bebek” ile “6 kişilik” bir söyleşi gerçekleştirdik.

Neslihan Ekim: Projenin çıkış motivasyonu neydi? 

Özlem Öçalmaz:: Bu proje bebeğimin rahmime düştüğünü öğrendiğim aynı gün aklıma düştü. İki tane bebek büyüttüm içimde. Birini karnımda, diğerini sırtımda taşıyorum, 7 aydır. Ve büyümeye devam ediyorlar. İkisi kardeş gibiler. 

Hamilelik çok doğal ve hayatın parçası olan bi durum. Hatta hayatın kendisi  ve bütün insanların varolma sebebiyken neden bu kadar hayatın dışında ve izole olmak zorunda kalınan bi süreç oluyor.? “Hamile kalmak” kavramını sorguladığımızda da içinde negatif barındıran bir sonuca çıkıveriyoruz , fark ettiniz mi hiç? Hamile kalmak, geride kalmak, sınıfta kalmak, evde kalmak gibi algılanıyor. Hayat devam ederken hamile kalan kişi  o geri de kalan mı oluyor? Neden böyle oluyor?  Mesela oyuncular neden hamile kaldıklarında sahneden uzak kalmak zorundalar? Ya da bir kadın, hamile kaldığında işinden izin alması neden bu kadar zor? Erkeklerin rahmi olsaydı ve doğurabilselerdi, bütün sistemi ona göre entegre edebilecekleri bir dünya olasıyken, neden bi kadınlar için durum böyle değil? İşte bu ve benzeri sorgulamaların sonucunda ortaya çıkan bir proje “Gebe”. 

Ve bu sorgulamaların sonucunda proje Hatice Meryem’in kalemiyle  buluştu. Ortaya tatlı sert bir “annelik-kadınlık” konularını seyirciyle beraber sorgulama olanağı sunan, “yeni bir dünya mümkün olabilir” umudu aşılayan bir oyun çıktı.

Tuba Karabey: Hamilelik döneminde yaşadığım yoğun duygular oyunla birleştiğinde arttı. 3 gebe olarak bize özel yazılmış bu metinle sahnede olma düşüncesi beni çok etkiliyor ve gözlerim doluyor. Prova sürecinde bazı sahneleri çalışırken, normalde olduğundan çok daha fazla etkilendiğimi söyleyebilirim. Günler geçtikçe karnımdaki hareketlenme artıyor haliyle. Prova sırasında hareketlenme daha da büyük oluyor, çok mutlu oluyor ve bundan çok heyecanlanıyorum. Ben prova yaparken o da bana karnımın içinde eşlik ediyor.  Sahnede 3 değil, 6 kişiyiz aslında. Çok büyüleyici…

Alayça Gidişoğlu: Özlem bir hayal kurdu bir fikirle geldi ve benimle paylaştı. O sırada ikimiz de hamileliğimizin henüz başlarındaydık. Ben de projeye dahil olabileceğimi, bunun çok heyecan verici bir fikir oldugunu, sahnede olsam da olmasam da destek olabileceğimi söyledim. Asıl motivasyon Özlem’in kurduğu hayalle başlıyor o hayalin doğuşunu da en iyi o anlatır.

Neslihan Ekim: Hamilelik sürecinizin duygusal reaksiyonları ile oyun birleştiğinde neler hissettiniz?

Özlem Öçalmaz: Benim hamileliğe verdiğim duygusal reaksiyonun bir parçası olarak düşünebiliriz “Gebe”yi. İkisi birbiriyle iç içe. Kaleme alınan metnin içinde üçümüzün de iç dökümleri var. Çok bize ait bir oyun oldu “Gebe”. 

Alayça Gidişoğlu: Hamilelik hep düşünüldüğü, öğretildiği gibi sadece duygusal bir süreç değil; hatta daha çok düşünsel bir süreç. Sorguladığın ölçüp biçip tarttığın, kendini sorguladığın bir süreç. Provalar esnasında tüm ekip bu düşünsel sürece ortak olduk. Hamile bir kadın için kendini çok güçlü hissettiren bir dönem oldu benim için prova süreci.

Neslihan Ekim: Oyun metninin oluşum aşaması nasıl gerçekleşti?

Özlem Öçalmaz: Çok kısa sürede güçlü ve hızlı bir koordinasyon ekibiyle oyun oluştu. O noktada sana çok müteşekkiriz zaten. Hatice’ye metni yazması için teklif götürdüğümde, anneliğinin 27. yılıydı. Tam o gün konuştuk ve ben de 5 aylık hamileydim. Bu müthiş tılsımlı bir buluşmaydı. Hatice zaten bu mesele üzerine yıllardır düşünüyordu. O’nun heyecanı, projeye duyduğu ilgi beni çok etkilemişti. Önce, süre kısa diye  çok korktu. Ama cesareti ve deliliği o kadar yoğundu ki çok kısa sürede müthiş bir eser çıkardı. Bu süreçte yazarımıza Neslihan Ekim koordinatörlüğünde güçlü bir yazım yaratım desteği sağlandı. Çünkü okunması gereken bir sürü kitap, makale, yazılar vardı. Okuma-araştırma süreci çok kısa sürede toparlanıp Hatice’ye ulaştırıldı. 

Alayça Gidişoğlu: Oyunumuzu ülkenin en iyi edebiyatçılarından biri, Hatice Meryem kaleme aldı. Kendisi de bir anne olan Hatice, bizim hamilelik süreci ile ilgili iç dökmelerimizden, toplumun ön yargılarından ve kendi deneyimlerinden çıkarak çok güçlü bir metin ortaya çıkardı. Bu metin sadece 3 hamile kadının değil, bütün hamile kadınların, ortak bir meselenin sesi oldu diyebiliriz.

Neslihan Ekim: Prova süreçlerinde sizi en çok zorlayan şey ne oldu?

Özlem Öçalmaz: Beni en çok zorlayan şey, ezberimi bir türlü yapamamış olmam oldu. Çünkü işin hem yapımcısı, hem proje tasarımcısı olmak aynı zamanda pek sorunu sorunu ve sorumluluğu beraberinde getiriyor. O yüzden ilk defa provalarımda ezberimi bu kadar geç bitirebileceğim. Bitiriceğim diyorum, çünkü hala bitiremedim. Oyuna çok az zaman kaldı. Eyvah!  Ama yine de nefes aldığım ve her şeyi unuttuğum tek yer, tek an, prova yaptığımız anlar. 

Tuba Karabey: Şu ana kadar zorlayan bir şey olmadı. Umarım böyle devam eder.

Alayça Gidişoğlu: Her oyuncu bir yaratım sürecinde zorlanır. Provalar başlamadan önce fiziksel olarak zorlanır mıyım diye kaygılarım vardı. Çünkü ilk kez hamile iken sahnede olacaktım. Fakat ekipte herkes birbirini kollamayı görev edindiği için hiç zorlanmadım.

Neslihan Ekim: Kadınlardan oluşan bir ekip olmanın avantajları neler? 

Özlem Öçalmaz: Hız! Kadınlar gerçekten her şeyin en pratiğini ve en güzelini çok kısa sürede bulup yapıyorlar. Bayılıyorum kadınlara. Aşırı güveniyorum ekibimize. Kadınlar bir şekilde her şeyi hallediyorlar. Zor diye bişey yok. Zaman sıkıntısı umurumuzda değil çünkü biz her türlü hallediyoruz. Ekibimizde bebekli kadınlar, yönetmenimiz Nagihan Gürkan, yardımcı yönetmenimiz Esra Şengünalp. İkisinin de 1 – 2 yaş aralıklarında bebekleri var ve bu müthiş kadınlar her yere ve her şeye yetişebiliyorlar. Ateş gibiler. Biz 3 hamile kadına inanılmaz birer cesaret örneği oluşturuyorlar. Varlıklarına müteşekkirim.   

Tuba Karabey: Birbirimizi çok iyi anlıyor, biliyor, hissediyoruz. En önemlisi de bu zaten. Ayrıca, kadın olmanın dışında, yönetmen ve yönetmen yardımcımız da yeni anneler. Hislerimiz, paylaşımlarımız çok ortak, çok değerli. 

Alayça Gidişoğlu: Kadınlardan oluşan bir ekibin avantajları saymakla bitmez. Cıvıl cıvıl, ışıl ışıl, kendini saklamadan ifade edebilen bir ekip olduk. Gülüyoruz, ağlıyoruz, dayanışıyoruz, birbirimizi koruyor kolluyoruz. Ömrüm boyunca bu süreci unutmayacağım. Hem eğleniyor hem üretiyor hem de deneyimlerimizi paylaşıyoruz. Yaşasın kadın dayanışması!

Neslihan Ekim: Mekan olarak Yerebatan Sarnıcı’nı seçmenizin nedeni nedir?

Özlem Öçalmaz: Yerebatan Sarnıcı bizi seçti diyebilirim. Çünkü ben  bu projeyi çok minik ve korkak adımlarla oluşturmaya çalışırken, çok sevgili Murat Abbas’ın bu projeyi kucaklaması ve yine müthiş bir kadın olan Selin Talaza’nın da desteğiyle, “Gebe” projesi İstanbul’un rahmi olan Yerebatan Sarnıcı’yla buluştu. Kültür A.Ş.’nin bu konudaki desteği bizim için can suyu oldu ve proje daha da güçlendi. Sadece 15 gösterimle sınırlı olan oyunumuza gelen seyircilerimizi Yerebatan Sarnıcı’nda ayrıcalıklı içerikler de bekliyor olacak. “Daha Derine” isimli özel bir sergi ve Seçil Metin’in canlı “Şamanik Müzik” performansı olacak. Bu deneyime ortak olmaya bekliyoruz seyircilerimizi.

Alayça Gidişoğlu: Bu belki de dünyada ilk kez tasarlanan sanatsal bir proje; sadece bir tiyatro oyunu değil. Projede, seyirciyi 2 saatlik bütünsel bir deneyime davet ediyoruz. Özel, küçük bir grup halinde Yerebatan Sarnıcı’nın gezilmesiyle başlayan gece, “Daha Derine“ sergisi ve Seçil Metin’in şamanik ses performansının dinlenmesi sonrası “Gebe” oyunu ile devam ediyor. Bütünsel bir deneyime davet eden bir proje olduğu için bilet fiyatlarını normal bir tiyatro oyunu gibi değerlendirmek doğru olmayabilir.

Neslihan Ekim: Sınırlı sayıda gösterim yapacaksınız. Peki sonrasında başka gebe oyuncularla projeyi devam ettirmek istiyor musunuz?

Özlem Öçalmaz: Evet, 15 gösterim olacak ve her gösteri seyirci kapasitemiz 100 kişiyle sınırlı. Keşke sezon boyu oynayabilsek. Ama doğum gibi bir mücbir sebep var. Ben doğumuma 3 hafta kalaya kadar oynuyorum. İşin alametifarikası da bu. Bu bir meydan okuma. Dünyada bir ilk. “Gebe” projesi 2 şeye daha gebe: Birincisi, “Gebe” oyunu yeni gerçek hamile kadın oyuncularını kucaklamak için bekliyor. Proje başlarken de bu projenin bayrak teslimi şeklinde devam etmesini istemiştik. Projeye dahil olacak yeni gebe kadın oyuncuların bayrağı devralmasını ve ve projenin böylece devam etmesini arzuluyoruz. Umarım bunu da başaracağız. İkincisi, bu “biricik projenin” bir belgeselini yapacağız.

Tuba Karabey: Temennimiz bu şekilde. Hamile olan oyuncular, bu dönemlerinde karnındaki mucizeyle sahnede olmak istediklerinde, bir, iki, üç…kaç oyuncu olursa, metin hazır, proje hazır. 

Alayça Gidişoğlu: Oyunun çıkış motivasyonlarından biri de aslında bu işin elden ele, gebe oyuncularla devam etmesi. Hamilelikle beraber sahneden çekilmek değil de, hamile bir oyuncu için sahneye dönme fırsatı olabilir bu oyun. Neden olmasın?

Neslihan Ekim: Bu güzel söyleşi için çok teşekkür ediyoruz. “Gebe”nin yolu açık olsun!

Özlem Öçalmaz: Biz de sana ve Tiyatro… Tiyatro… Dergisi’ne çok teşekkür ederiz.

NESLİHAN EKİM

 

GEBE

Proje Tasarım & Yapım: Özlem Öçalmaz

Uygulayıcı Yapımcı: Elif Özge Maltepe

Yazar: Hatice Meryem

Yönetmen : Nagihan Gürkan

Yardımcı Yönetmen: Esra Şengünalp

Oyuncular: Alayça Gidişoğlu, Özlem Öçalmaz, Tuba Karabey

Işık Tasarımı: Ayşe Sedef Ayter

Ses Müzik: Seçil metin

Kostüm Tasarım: İlayda Çeşmecioğlu

Reji Asistanı: Berçem Açığ

Görsel Tasarım: Gözde Karaoğlan

Oyun tarihleri:

  • 3 Ekim Pazartesi
  • 4 Ekim Salı
  • 10 Ekim Pazartesi
  • 11 Ekim Salı
  • 17 Ekim Pazartesi
  • 18 Ekim Salı
  • 24 Ekim Pazartesi
  • 25 Ekim Salı
  • 31 Ekim Pazartesi
  • 1 Kasım Salı
  • 7 Kasım Pazartesi
  • 14 Kasım Pazartesi
  • 15 Kasım Salı

Mekan: YEREBATAN SARNICI

Biletlere buradan ulaşabilirsiniz.
Sosyal Medyada Paylaşın:

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

  • Koç
  • Boğa
  • İkizler
  • Yengeç
  • Aslan
  • Başak
  • Terazi
  • Akrep
  • Yay
  • Oğlak
  • Kova
  • Balık
KOÇ BURCU YORUMU
BOĞA BURCU YORUMU
İKİZLER BURCU YORUMU
YENGEÇ BURCU YORUMU
ASLAN BURCU YORUMU
BAŞAK BURCU YORUMU
TERAZİ BURCU YORUMU
AKREP BURCU YORUMU
YAY BURCU YORUMU

Arkadaşlarınıza ve aile üyelerinize ne planladığınızı ve nereye gittiğinizi bildirin, ardından onları geziye katılmaya davet edin. Bugünün Venüs-Mars bağlantısı, diğer insanları planlarınıza dahil ederek bazı ciddi liyakat puanları kazanabileceğiniz anlamına gelir.

OĞLAK BURCU YORUMU
KOVA BURCU YORUMU

Bugünün Venüs-Mars bağlantısı, haritanızın en dinamik iki açısını kesiyor, bu nedenle yaratıcı bir çabada başarılı olmak istiyorsanız, şimdi ona en iyi şansı vermenin tam zamanı. İnsanların fikirlerinize ne kadar açık olduklarına şaşırabilirsiniz.

BALIK BURCU YORUMU
  • ÇOK OKUNAN
  • YENİ
  • YORUM